<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadına Özgü Herşey : Diyet, Güzellik Sırları, Yemek Tarifleri, Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.kadinaozgu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinaozgu.com</link>
	<description>Bir başka WordPress sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Feb 2012 14:58:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Gelin ayakkabısında yeni moda</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/gelin-ayakkabisinda-yeni-moda/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/gelin-ayakkabisinda-yeni-moda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 14:58:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik Moda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=838</guid>
		<description><![CDATA[Sektöre büyük ivme kazandıran; ayakkabı sektöründeki yenilikleri, ürünleri ve hizmetleri bir arada görme imkanı sağlayan 16 &#8211; 19 Haziran tarihlerinde düzenlenen Ayakkabı Kış Fuarı&#8217;nda dantelli gelin ayakkabıları dikkat çekti. Dantelli gelin ayakkabıları vitrinlerden önce ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Sıfır punt babet ayakkabılarından, 21 punt kalın platformlu ayakkabılara kadar birçok farklı seçeneğe sahip Gaspara firması, fuara özel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/02/gelin-ayakkabisinda-yeni-moda-2012.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/02/gelin-ayakkabisinda-yeni-moda-2012.jpg" alt="" title="gelin-ayakkabisinda-yeni-moda-2012" width="272" height="204" class="alignnone size-full wp-image-839" /></a></p>
<p>Sektöre büyük ivme kazandıran; ayakkabı sektöründeki yenilikleri, ürünleri ve hizmetleri bir arada görme imkanı sağlayan 16 &#8211; 19 Haziran tarihlerinde düzenlenen Ayakkabı Kış Fuarı&#8217;nda dantelli gelin ayakkabıları dikkat çekti. Dantelli gelin ayakkabıları vitrinlerden önce ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.</p>
<p>Sıfır punt babet ayakkabılarından, 21 punt kalın platformlu ayakkabılara kadar birçok farklı seçeneğe sahip Gaspara firması, fuara özel dantelli gelin ayakkabısı tasarladı. İnci sedef renkli olan gelin ayakkabılarının fileli modeli de bulunuyor. Hem rahat hem de şık olan dantelli gelin ayakkabıları fuarda büyük ilgi gördü. Özel olarak ithal edilen dantellerin tercihe göre lacivert, mavi, siyah, füme, mor, kırmızı, pembe, sarı ve yeşil renkleri de bulunuyor. Bayanların en büyük sıkıntıyı yaşadığı ayakkabı sektörüne yeni bir soluk getirmeyi hedefleyen Gaspara, 34 numaradan 44 numaraya kadar bayan abiye ayakkabı imalatı yapıyor.</p>
<p>Firma sahibi Özgür Büyüközgür &#8220;60&#8242;lı yıllarda giyilen platformlu ayakkabılar geri döndü. Rahatlığı nedeniyle gelinler platformlu ayakkabıları tercih ediyor. Bu nedenle ayakkabılarda hem şıklığı hem de rahatlığı göz önünde bulunduruyoruz.&#8221; dedi. Fuarda dantelli gelin ayakkabısı satan tek firma olduklarını belirten Büyüközgür İsviçre, Almanya, İngiltere ve İsrail&#8217;den büyük talep gördüklerini söyledi.</p>
<p>30. İzmir Ayakkabı, Çanta ve Aksesuarları Fuarı, İZFAŞ, İzmir Ayakkabıcılar Odası, EGEAYSAD–Ege Ayakkabı Sanayicileri Derneği ve sektör temsilcilerinin destekleri ile düzenlendi. Fuara 148 firma katıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/gelin-ayakkabisinda-yeni-moda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivilce izlerini akne izlerini yok eden formül</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/sivilce-izlerini-akne-izlerini-yok-eden-formul/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/sivilce-izlerini-akne-izlerini-yok-eden-formul/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 18:14:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik Moda]]></category>
		<category><![CDATA[akne izleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sivilce izi için krem]]></category>
		<category><![CDATA[Sivilce izleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=835</guid>
		<description><![CDATA[Bir tutam menekşeyi sıcak suda demleyip süzün. Her gün yüzünüzü bununla temizleyip sabah akşam tekrarlayın. Sivilce izi için krem tarifi: Bir tutam gül yaprağı bir tutam maydanoz yarım adet kabuklu salatalık İki bıldırcın yumurtası HazırLanışı: Bir tutam gül yaprağı bir tutam maydanoz yarım adet kabuklu salatalığı robottan geçirin. İki bıldırcın yumurtası akını ilave edip karıştırın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/sivilce-akne-izleri.jpeg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/sivilce-akne-izleri.jpeg" alt="" title="sivilce-akne-izleri" width="186" height="271" class="alignnone size-full wp-image-836" /></a></p>
<p>Bir tutam menekşeyi sıcak suda demleyip süzün. Her gün yüzünüzü bununla temizleyip sabah akşam tekrarlayın.</p>
<p>Sivilce izi için krem tarifi:</p>
<p>Bir tutam gül yaprağı<br />
bir tutam maydanoz<br />
yarım adet kabuklu salatalık<br />
İki bıldırcın yumurtası</p>
<p>HazırLanışı:<br />
Bir tutam gül yaprağı bir tutam maydanoz yarım adet kabuklu salatalığı robottan geçirin. İki bıldırcın yumurtası akını ilave edip karıştırın.</p>
<p>Bu kremi lekelere sürüp masaj yapın. 20 dakika bekledikten sonra yüzünüzü ılık su ile yıkayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/sivilce-izlerini-akne-izlerini-yok-eden-formul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzelliğinizi Korumak İçin Öneriler</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/guzelliginizi-korumak-icin-oneriler/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/guzelliginizi-korumak-icin-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 18:02:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Akne sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[allık]]></category>
		<category><![CDATA[balik]]></category>
		<category><![CDATA[çatlamış]]></category>
		<category><![CDATA[cilt temizleyicisi]]></category>
		<category><![CDATA[dudaklar]]></category>
		<category><![CDATA[eller]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[far]]></category>
		<category><![CDATA[fondöten]]></category>
		<category><![CDATA[göz kalemi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş koruyucusu]]></category>
		<category><![CDATA[İstenmeyen tüyler]]></category>
		<category><![CDATA[Kapatıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kurumuş]]></category>
		<category><![CDATA[Maskara]]></category>
		<category><![CDATA[parfümler]]></category>
		<category><![CDATA[parlatici]]></category>
		<category><![CDATA[pudra]]></category>
		<category><![CDATA[pudralar]]></category>
		<category><![CDATA[ruj]]></category>
		<category><![CDATA[saç şekillendirici]]></category>
		<category><![CDATA[Saç ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce]]></category>
		<category><![CDATA[tam tahıllar]]></category>
		<category><![CDATA[taze sebze ve meyveler]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Vazelin]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta ve baklagiller cilt hücreleriniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=830</guid>
		<description><![CDATA[1. Fondötenden vazgeçin: Akne sorunu olan kişilerin ilk başvurdukları yollardan biri, onları kalın bir fondöten tabakasıyla kapatmaya çalışmaktır. Ancak fondöten 30 yaş üstü kadınlar içindir. Sadece natürel güzelliğinizi kapatmakla kalmaz, sizi doğallıktan uzaklaştırır. Genç teninizi fondötenin arkasına gizlemek yerine, sadece hatalı noktalarda kapatıcı ürünler kullanın. Üzerine çok hafif bir pudra ya da renklendirilmiş nemlendirici sürebilirsiniz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/fondöten-kullanmayın.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/fondöten-kullanmayın.jpg" alt="" title="fondöten kullanmayın" width="320" height="198" class="alignnone size-full wp-image-831" /></a></p>
<p>1. Fondötenden vazgeçin:</p>
<p>Akne sorunu olan kişilerin ilk başvurdukları yollardan biri, onları kalın bir fondöten tabakasıyla kapatmaya çalışmaktır. Ancak fondöten 30 yaş üstü kadınlar içindir. Sadece natürel güzelliğinizi kapatmakla kalmaz, sizi doğallıktan uzaklaştırır. Genç teninizi fondötenin arkasına gizlemek yerine, sadece hatalı noktalarda kapatıcı ürünler kullanın. Üzerine çok hafif bir pudra ya da renklendirilmiş nemlendirici sürebilirsiniz. Renklendirilmiş nemlendiriciler daha hafif ve doğal bir görünüm verir. Ancak illa fondöten kullanacaksanız, toz formundaki mineral ürünleri tercih edin.</p>
<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/kapatıcıyı-yaymayın.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/kapatıcıyı-yaymayın.jpg" alt="" title="kapatıcıyı yaymayın" width="320" height="214" class="alignnone size-full wp-image-832" /></a></p>
<p>2. Kapatıcıyı yaymayın:</p>
<p>Kapatıcıyı uygularken ovalayarak yaymak yerine, orta parmağınıza bir miktar alıp kapatacağınız noktaya hafifçe vurarak üzerini kapatın. Yaymayın, ovalamayın, sadece küçük vuruşlarla kapatın!<br />
3. Ya gözlerinizi ya dudaklarınızı öne çıkarın:</p>
<p>Eğer gözlerinize makyaj yaptıysanız dudaklarınıza sadece bir parça parlatıcı sürmeniz yeterli olur. Kırmızı, dramatik görünümlü bir ruj mu sürmek istiyorsunuz? O zaman, yüzünüzü aydınlık tutun. Koyu renk allıklardan kaçının, sadece kirpiklerinize maskara ve gözlerinize çok hafif</p>
<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/güzellik-önerileri.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/güzellik-önerileri.jpg" alt="" title="güzellik önerileri" width="320" height="188" class="alignnone size-full wp-image-833" /></a></p>
<p>4. Abartmayın:</p>
<p>Hangi yaşta olursanız olun, çok fazla boyanmak kimseyi güzelleştirmez. Fondöten, pudra, allık, göz kalemi, maskara, göz farı ve ruju günlük makyajınızda kullanmayı alışkanlık haline getirdiyseniz, yaşınıza göre abartılı makyaj yapıyorsunuz demektir. Gerçekten neye mi ihtiyacınız var? Harika bir maskara, sivilceler ve bıraktıkları lekeleri kapatmak için bir kapatıcı ve dudak parlatıcısı. Kış aylarında yüzünüz solgun görünüyorsa allık da kullanabilirsiniz.<br />
Saçlarınız beyazlayamaya başlayınca her ay dip boyasıyla uğraşacaksınız. O yüzden saç boyası için acele etmeyin. Saçınızın rengini biraz açmak istiyorsanız çok hafif gölgeler attırabilirsiniz. Ancak sizi basit gösterecek kadar yoğun olmamasına dikkat edin. Buradaki amaç, çevrenizdekilerin saçlarınızın doğal olarak güneşte açılmış gibi görünmesini sağlamak, ucuz bir kuaförde meç yaptırmış izlenimi vermek değil!</p>
<p>5. Vazelin dostunuz olsun:</p>
<p>Pahalı dudak ürünleri yerine vazelin kullanabilirsiniz. Kuruyan, çatlayan, pul pul olan dudaklarınıza bir miktar vazelin sürüp masaj yapın. Daha yumuşak ve pürüzsüz olduklarını göreceksiniz. Vazelini zorda kaldığınızda göz makyajını temizlemek için de kullanabilirsiniz.</p>
<p>6. Akne için dermatoloğa gidin:</p>
<p>Akne sorunu olanların yaptığı en büyük hata nedir? Dermatoloğa gitmemek. Bir çantaya 200 lira yatırmak yerine, bu parayı dermatoloğa verin. Sivilcelerden kurtulmak yapabileceğiniz en iyi yatırımdır. Bunun en garanti yoluysa dermatologdan geçer.<br />
Hiçbir zaman! Cilt güzelliğiniz için ilk yapmanız gereken şey, her gün güneş koruyucu kremi kullanmak. Böylece 50 yaşınıza geldiğinizde bile harika görüneceksiniz. Keşke 20 yıl önce birileri bize güneş kreminden bahsetseydi. Keşke güneşin altında ıstakoz gibi kızarıp durmasaydık! Unutmayın, UV ışınları bulutları geçebilir ve bu ışınlar cildinizin yaşlanma sürecini hızlandırır. Akne sorunu olanlar, özel olarak bu soruna yönelik olarak üretilmiş güneş kremlerini kullanabilirler</p>
<p>7. Tırnaklarınıza bakın:</p>
<p>İnsanlar genellikle karşıdakilerin el ve ayaklarına bakarak onları yargılar. Tırnaklarınızı temiz ve aynı uzunlukta tutun. El tırnaklarınızı yuvarlak, ayak tırnaklarınızı düz kesin. Bu alışkanlık ilerde ayak tırnaklarında görülebilecek travmaları, tırnak deformasyonlarını engeller. Eğer onları boyamak istiyorsanız, ojeyi yarısı dökülüp ucuz bir görüntüye neden olacak kadar uzun bir süre tırnaklarınızda tutmayın.</p>
<p>. Bu ürünleri denemeden almayın:</p>
<p>Bazı güzellik ürünlerini denemeden almamak gerekiyor. Ruj, pudra ve allık alırken mutlaka teninize uyup uymadığını deneyin. Eğer parfüm satın almak istiyorsanız yine almadan önce mutlaka denemelisiniz. Çünkü bir parfüm başkasında harika kokarken sizde aynı etkiyi yaratmayabilir. Hatta bazı parfümlerin kokusu bir saat sonra değişip size rahatsızlık verebilir. Neleri denemeden alabilirsiniz? Maskara, göz kalemi, dudak parlatıcısı ve birçok temel renk göz farını…</p>
<p>9. Gözlerinizin içine kalem çekmeyin:</p>
<p>Bu gözlerinizi olduğundan daha küçük gösterir. Bunun yerine kalemi kirpik hizasına çekin. Ayrıca çok keskin hatlı bir çizgi doğal görünmez. Bu nedenle kalemi çektikten sonra parmağınızla keskin çizgiyi hafifçe dağıtın</p>
<p>10. En güzel yanınızı keşfedin:</p>
<p>İnsanlar genellikle dudaklarınızın ne kadar güzel olduğunu söylüyorsa, parlatıcılarla dudaklarınızı ön plana çıkartabilirsiniz. En çok gözlerinin rengi iltifat alıyorsa, onu daha da belirginleştirecek bir far ya da maskara kullanabilirsiniz.</p>
<p>11. İstenmeyen tüyler meselesi:</p>
<p>Çok şanslısınız. Çünkü günümüzde istenmeyen tüylerden kurtulmak için geliştirilen lazerli epilasyon teknolojisi geçmişe göre hem çok gelişti, hem de ucuzladı. Epilasyonu güvenilir, en yeni teknolojileri kullandıklarına emin olduğunuz bir yerde, işin uzmanlarına yaptırmakta fayda var. İşlem sonrası dikkat etmeniz gereken en önemli noktaysa kesinlikle işlem görmüş bölgeyi güneşe maruz bırakmamak. Mutlaka güneş koruma kremi kullanmalısınız. Aksi takdirde kalıcı lekeler oluşabilir. Eğer tüyleri jiletle temizleme yoluna giderseniz, işlemi banyonuzun sonunda yapmaya özen gösterin. Böylece cildinizde oluşacak tahrişi azaltmış olursunuz.</p>
<p>12. Anahtar ürünlere para harcayın:</p>
<p>Sınırlı bütçenizi en iyi şekilde değerlendirmek için hangi ürünler için gerçekten para harcamalı? İşte birkaç öneri: 50 liralık bir göz kalemiyle güvenilir bir markanın 10 liralık göz kalemi arasında büyük bir fark görmeyeceksiniz. Ancak göz farı seçerken lüks bir ürünle, ucuz bir ürün fark yaratabilir. Kaliteli bir far bütün gün gözünüzde kalırken, ucuz olan uçup kaybolabilir ya da göz kapağınızda çamura dönüşebilir. Pudra ve allığa harcadığınız paraya acımayın. Çünkü lüks pudralar, o kadar ince zerreciklerden oluşur ki, yüzünüze birkaç kat bile sürseniz doğal bir görünüm elde edebilirsiniz. Çok sorunlu bir cildiniz yoksa nemlendiriciye ve cilt temizleyicisine de servet yatırmanız gerekmiyor.</p>
<p>13. Saç ürünlerini doğru miktarda kullanın: Saçlarınız için kullandığınız şekillendirici ürünlerin miktarını abartmayın. Saçların itseline şekle girmemesinin ya da yarım saat sonra düşmesinin esas nedeni de budur. Bu tip ürünleri çok fazla miktarlarda kullanmak saçınızı ağırlaştırır, yağlı görünmesine neden olur.</p>
<p>14. İyi uyuyun:</p>
<p>Geç saatlere kadar eğlenmek ya da twitter başında vakit geçirmek tabiî ki keyifli. Ancak, dengeyi tutturmakta fayda var. Uzmanlar, sekiz saat uykuya ihtiyacımız olduğunu söylüyor. (Bu durumda sabah yedide kalkıp güne başlıyorsanız, maalesef saat 23.00’da yatağa girmeniz gerekiyor) Cilt uyku sırasında yenileniyor, hücreler kendini onarıyor. Sağlıklı bir uyku düzeni, cildi genç tutmak için pahalı kremlerden daha fazla işe yarıyor.</p>
<p>15. İyi beslenin:</p>
<p>Sağlıklı beslenme düzeninin de pahalı kremlerden daha çok işe yaradığı bir gerçek. Eğer hamburger ve patates cipsiyle besleniyor, sebze yemeklerine burun kıvırıyor, su yerine kola içiyorsanız, problemli bir cilde davetiye çıkarıyorsunuz demektir. Mesele, cipsin sivilceye neden olup olmaması değil, bu tip bir beslenme düzeninin cildin ihtiyaç duyduğu besinleri sağlayamaması. Unutmayın, taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, et, balık, yumurta ve baklagiller cilt hücreleriniz için eşsiz birer besin kaynağıdır.</p>
<p>16. Sigara ve  Sigara o kadar da “cool” değil:</p>
<p>“Erkek gibi içmek” kimi zaman alkışlanan bir durumdur. Geçtiğimiz aylarda İngiltere’de kadınların aşırı alkol kullanımına karşı yapılan bir kampanyanın sloganı, “Erkekler gibi içersen onlara benzersin!”idi. Afişlerinde, aşırı boyanmış, içkiden burnu kızarmış yaşlı bir erkek yüzü kullandılar. Aşırı alkol kullanımı cildin susuz kalmasına, cilt için çok gerekli olan A vitamini oranlarının düşmesine neden olur. Bu da cildi erken yaşlandırır. Sigaradaki zehirli kimyasallar da cildi yaşlandırır, solgun bir görünüme ve lekelere neden olur.</p>
<p>17. Temizleyin, nemlendirin:</p>
<p>Yüzünüzü günde iki kez, sabah uyandığınızda ve akşam yatağa gitmeden önce temizleyin. Sert sabunlar yerine, cilt tipinize uygun temizleyici jeller ve barlar kullanın. Cildi yağlı olan kişiler, yüzlerini çok yıkarlarsa, yağdan ve sivilceden kurtulacaklarını düşünürler. Ancak bu, yağ bezelerini uyararak daha fazla yağ üretimini tetikler, ciltteki koruyucu tabakayı ortadan kaldırır ve cildin nem kaybetmesine neden olur. Yıkadıktan sonra yüzünüzde gerginlik hissediyorsanız bu, daha hafif bir temizlik ürünü kullanmanız gerektiği anlamına gelir. Cilt tipinizi iyi tahlil edin ve ona uygun bir nemlendirici seçin. Her cildin ihtiyaç duyduğu bakım farklıdır.</p>
<p>18. Aslolan iç güzelliktir:</p>
<p>Unutmayın, asıl güzellik içtedir. Kendinizi güzel hissederseniz, başkaları da sizin güzelliğinizi görür. Hiçbir makyaj malzemesi, kendine güvenin ya da ışıltılı bir gülümsemenin yapabildiğini yapamaz.</p>
<p>19. Güneş koruyucusunu her zaman sürmeseniz olur?</p>
<p>20.Doğal saçlar her zaman daha etkileyicidir: </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/guzelliginizi-korumak-icin-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Göğüsler Strese Sokuyor</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/kucuk-gogusler-strese-sokuyor/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/kucuk-gogusler-strese-sokuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 12:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Göğüsler]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[Strese Sokuyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=827</guid>
		<description><![CDATA[İş kaygısı ve stres kadını estetiğe itiyor, kadınlar dik ve dolgun göğüsler istiyor. Doç. Dr. İbrahim aşkara göre, Türk kadını 85 beden gögüs istiyor ve kadınlar yaptırdıkları operasyonları eşlerinden gizliyor. Estetik Cerrahi&#8217;de en çok yaptırılan ameliyatların başında gelen Gögüs operasyonları ile Türk kadının gögüs standardı 85 (B) bedene çıkarken, daha dik ve dolgun gögüsler tercih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/küçük-göğüsler-strese-sokuyor.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/küçük-göğüsler-strese-sokuyor.jpg" alt="" title="küçük göğüsler strese sokuyor" width="400" height="343" class="alignnone size-full wp-image-828" /></a></p>
<p>İş kaygısı ve stres kadını estetiğe itiyor, kadınlar dik ve dolgun göğüsler istiyor.</p>
<p>Doç. Dr. İbrahim aşkara göre, Türk kadını 85 beden gögüs istiyor ve kadınlar yaptırdıkları operasyonları eşlerinden gizliyor.</p>
<p>Estetik Cerrahi&#8217;de en çok yaptırılan ameliyatların başında gelen Gögüs operasyonları ile Türk kadının gögüs standardı 85 (B) bedene çıkarken, daha dik ve dolgun gögüsler tercih ediliyor. Gögüs estetiğinin stres ve yoğun iş kaygısı taşıyan kadınlar arasında daha Yaygın olduğunu söyleyen Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç.Dr.İbrahim Aşkar &#8221; Kadınlar estetik operasyonla hem daha güzel bir görünüme kavuşuyor hem de özgüvenlerini yeniden kazanıyorlar &#8221; dedi.</p>
<p>2011 yılı içerisinde gögüs estetiği yaptıran kadınlara yönelik yapılan incelemede Türk kadınlarının istediği ortalama gögüs ölçüsü belirlendi. Gögüslerin büyüklüğünden yada küçüklüğünden şikayet ederek Plastik Cerrahlara başvuran kadınlar büyük çoğunlukla dik ve dolgun bir görünüme sahip olan 85 B bedeni tercih ediyor.</p>
<p>Plastik ve Rekonstrüktif Estetik Cerrahi Uzmanı Doç.Dr.İbrahim Aşkar, gelen kişilerin talep ve istekleri dinlendikten sonra hastaya uygun ölçüler belirlenmesinin daha uygun olacağını belirterek, kişinin omuz ve kalça genişliği ile meme ölçüleri dikkate alınarak, belirlenecek operasyonda başarı oranı çok daha yüksek olacağını söyledi.</p>
<p>2011 yılı içerisinde yaklaşık 4 bin kadın üzerinde yapılan araştırmalarda, ilginç verilere ulaşıldı. Plastik cerrahlara başvuran 4 bin kadın arasında en çok ameliyat olma gerekçelerinin başında sarkık ve küçük gögüsler gelirken, ikinci sırada ise büyük gögüsler geliyor. Çağımızda toplum içi ilişkiler ve iş hayatında fiziksel güzelliğin önemli bir faktör olduğunu söyleyen Doç.Dr.İbrahim Aşkar şunları söyledi :</p>
<p>En Çok Tercih Edilen Göğüs Estetiği Uygulamaları</p>
<p>&#8220;Gelen talepleri gözden geçirdiğimizde bu konudaki gerekçelerin haklılık boyutu da ortaya çıkmaktadır. Büyük beden gögüsleri olan kadınlar, boyun fıtığı ve bel fıtığının yanısıra istedikleri kiyafetleri giyememe sıkıntısı çekmektedirler. Gögüslerin büyük olmasından dolayı omurgaya binen yükten dolayı vucüdun dengesi bozulmaktadır. Boyun fıtığına yolaçmaktadır. Bu ciddi bir sağlık sorunu olmakla birlikte toplumda daha kabul görmek ve daha dikkat çekmek gibi gerekçeleri de barındırıyor. Küçük gögüslerde ise estetik kaygılar biraz daha ağır basabilmektedir. Yoğun iş hayatındaki stres, iş kaygısı, fiziki güzellik gibi gerekçeler ön plana çıkmaktadır. Bütün bu gerekçelerden yola çıkarak yapılan estetik operasyonlarda Türk kadının ortalama istediği gögüs şekli ve modeli ortaya çıkmaktadır. Kadınlar daha dik ve dolgun gögüslerle birlikte 85 B bedeni tercih ediyorlar. Bireyler ameliyat sonrası istedikleri görünüme kavuşmakla birlikte öz güvenlerini de yeniden kazanıyorlar&#8221;</p>
<p>Kadınlar, Eşlerinin Dahi Bilmesini İstemiyor</p>
<p>Güzelleşmek, beğeni görmek, işinde yükselmek,sağlık sorunları , iyi para kazanmak veya mutlu birliktelikler için estetik operasyon yaptıran 4 bin hasta üzerinde yapılan araştırmalarda ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Buna göre bıçak altına yatan kadınlar arasında en çok yapılan gögüs estetiği uygulaması ise meme dikleştirme ilk sırada yer alırken, meme protezi ikinci sırasada meme küçültme ise üçüncü sırada yer aldı. En çok tercih edilen sütyen bedeni 85 B ve 85 C olurken, yaş ortalaması ise bayanlarda 20-49.</p>
<p>Araştırmada estetik operasyon yaptıran bayanların kilo ortalaması 65 kilogram, meslek grubu olarak Turizm, reklam sektörü, kamu kurumları çalışanlar başı çekerken, bunu Bankacılar , öğretmenler ile ev hanımları takip ediyor. Diğer ilginç bir veri ise, gögüs estitiği yaptıran bayanların yüzde 84&#8242;ü operasyonu eşlerinden gizledikleri ve mecbur kalınmadıkça bilinmesini istemiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/kucuk-gogusler-strese-sokuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemekten Önce Elma Yemek Zayıflatıyor</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/yemekten-once-elma-yemek-zayiflatiyor/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/yemekten-once-elma-yemek-zayiflatiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 12:29:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek Zayıflatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Yemekten Önce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=819</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlara göre, yemekten önce yenilen elma zayıflamaya yardımcı oluyor. İngiltere&#8217;de bilim adamları, yemekten önce meyvenin daha az yemeye yardımcı olup olmadığını ve zayıflamak için meyvenin hangi şekilde yenmesi gerektiğine yanıt aradı. Araştırmaya, rejim yapmayan ve sağlıklı Üniversite öğrencileri katıldı. Gençlere, 5 hafta boyunca kahvaltıdan 3 saat sonraki öğle yemeğinden 15 dakika önce kabuğu soyulmuş elma, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/yemeklerden_once_1_elma_yemek_zayiflatiyor_o.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/yemeklerden_once_1_elma_yemek_zayiflatiyor_o.jpg" alt="" title="yemeklerden_once_yenen-1-elma-zayıflatıyor" width="300" height="225" class="alignnone size-full wp-image-820" /></a></p>
<p>Uzmanlara göre, yemekten önce yenilen elma zayıflamaya yardımcı oluyor.</p>
<p>İngiltere&#8217;de bilim adamları, yemekten önce meyvenin daha az yemeye yardımcı olup olmadığını ve zayıflamak için meyvenin hangi şekilde yenmesi gerektiğine yanıt aradı.</p>
<p>Araştırmaya, rejim yapmayan ve sağlıklı Üniversite öğrencileri katıldı. Gençlere, 5 hafta boyunca kahvaltıdan 3 saat sonraki öğle yemeğinden 15 dakika önce kabuğu soyulmuş elma, elma kompostosu ya da posalı ya da posasız elma suyu verildi.</p>
<p>Elma yiyenlerin, özellikle elma suyu içenlerden daha az yemek yediği görüldü. Araştırmaya imza atan bilim adamları, yemekten biraz önce meyve yemenin tokluk seviyesini ve kalori tüketimini etkileyebileceğini belirtti.</p>
<p>Fransız &#8220;Le Point&#8221; dergisinin internet sitesinde yayımlanan makalede, meyvenin tokluk hissi yaratma konusunda salata ya da çorba kadar etkili olabileceği vurgulandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/yemekten-once-elma-yemek-zayiflatiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Giyebileceğiniz en konforlu ve toparlayıcı sütyen</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/giyebileceginiz-en-konforlu-ve-toparlayici-sutyen/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/giyebileceginiz-en-konforlu-ve-toparlayici-sutyen/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 12:03:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik Moda]]></category>
		<category><![CDATA[aira-bra-back]]></category>
		<category><![CDATA[aire bra]]></category>
		<category><![CDATA[aire bra yorum]]></category>
		<category><![CDATA[aire bra yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Toparlayıcı Sütyen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=814</guid>
		<description><![CDATA[Giyebileceğiniz en konforlu ve toparlayıcı sütyen Aire Bra ile canınızı acıtan tellerden, kancalardan, bantlardan kurtuluyorsunuz. Aire Bra sütyen vücudunuzu, tüm bu acı veren tel, kanca ve bantlara ihtiyaç olmaksızın kusursuz bir şekilde destekliyor. Aire Bra sütyen’in özel havayı geçiren kumaşı, desteklenmesi, şekillenmesi, şık görünmesi ve toparlanması gereken yerlerin tamamında amacına başarıyla ulaşır. Aire Bra ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/aira-bra-front.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/aira-bra-front.jpg" alt="" title="aira-bra-front" width="576" height="471" class="alignnone size-full wp-image-815" /></a></p>
<p>Giyebileceğiniz en konforlu ve toparlayıcı sütyen</p>
<p>Aire Bra ile canınızı acıtan tellerden, kancalardan, bantlardan kurtuluyorsunuz. Aire Bra sütyen vücudunuzu, tüm bu acı veren tel, kanca ve bantlara ihtiyaç olmaksızın kusursuz bir şekilde destekliyor. Aire Bra sütyen’in özel havayı geçiren kumaşı, desteklenmesi, şekillenmesi, şık görünmesi ve toparlanması gereken yerlerin tamamında amacına başarıyla ulaşır.</p>
<p>Aire Bra ile artık rahat bir nefes alabilirsiniz. Bu sütyen gerçekten de göründüğü kadar konforlu!</p>
<p>Aire Bra ile sütyen ölçünüz, gömlek ölçünüzle aynıdır. Giydiğiniz bedende sütyeninizi seçin ve hep arzu ettiğiniz dünyanın en rahat ve en uyumlu sütyeniyle tanışın. Aire Bra, vücudunuza mükemmel bir şekilde uyum sağlar. İster minyon tipli biri olun, ister geniş ve yapılı; sizi rahat ettirecek ve hep en iyi şekilde görünmenizi sağlayacak bir aire bra mutlaka var. Aire Bra sütyen, tasarımcıları tarafından özel olarak ve titizlikle tasarlanmıştır.</p>
<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/aira-bra-back.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/aira-bra-back.jpg" alt="" title="aira-bra-back" width="634" height="550" class="alignnone size-full wp-image-816" /></a></p>
<p>Sıkmayan ve batmayan sütyen</p>
<p>Aire Bra, sıkmaz, batmaz ve vücudunuzda izler bırakmaz. Tek parça olarak üretildiği için tel, askı, kanca gibi ayrıntılarla rahatsız olmanıza gerek yoktur. Aire Bra, bundan sonra vazgeçmek istemeyeceğiniz tek sütyeniniz olacak.</p>
<p>Ölçüden bağımsız bir şekilde destekleyen dikişsiz mikrofiberler</p>
<p>Aire Bra, hem yumuşak hem de mükemmel destek sağlayan ve vücudunuzu saran mikrofiber malzemeden üretilmiştir. Yeni ‘Vücut Şekillendirme’ teknolojisi tellere ve askılara ihtiyaç duymaksızın göğüslerinizi şekillendirir.</p>
<p>Dikişsiz mikrofiber, doğal göğüs şeklini ve pozisyonunu destekleyecek şekilde rol alır. Aire Bra büyük göğüslü kadınlar için de idealdir. Göğüsleriniz daha diri,dolgun ve inanılmaz gözükecek!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/giyebileceginiz-en-konforlu-ve-toparlayici-sutyen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kilo Aldırmayan Besinler</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/kilo-aldirmayan-besinler/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/kilo-aldirmayan-besinler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 11:48:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Acı kırmızı biber]]></category>
		<category><![CDATA[Armut]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[Ceviz]]></category>
		<category><![CDATA[çorba]]></category>
		<category><![CDATA[Fasulye]]></category>
		<category><![CDATA[Greyfurt]]></category>
		<category><![CDATA[kilo aldırmayan]]></category>
		<category><![CDATA[mısır gevreği]]></category>
		<category><![CDATA[Sirke]]></category>
		<category><![CDATA[Soya peyniri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarçın]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Çay]]></category>
		<category><![CDATA[yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=811</guid>
		<description><![CDATA[Bayanlar, yaptığınız onca diyete rağmen, bir türlü kilo veremiyor ve aksine kilo alıyorsanız, tüm diyetleri bir tarafa bırakarak, sadece makelemde yer alan besinler ile normal yaşamınızı devam ettirirseniz, kilo alma sorununu ortadan kaldırabilir ve bunun üzerine yapacağınız sporlar ile rahatlıkla kilo verebilirsiniz. 1. Yumurta: Protein dolu yumurtalar sayesinde kendinizi daha uzun süre tok hissedersiniz. Birçok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/kilo_aldirmayan_besinler.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/kilo_aldirmayan_besinler.jpg" alt="" title="kilo_aldirmayan_besinler" width="380" height="320" class="alignnone size-full wp-image-812" /></a></p>
<p>Bayanlar, yaptığınız onca diyete rağmen, bir türlü kilo veremiyor ve aksine kilo alıyorsanız, tüm diyetleri bir tarafa bırakarak, sadece makelemde yer alan besinler ile normal yaşamınızı devam ettirirseniz, kilo alma sorununu ortadan kaldırabilir ve bunun üzerine yapacağınız sporlar ile rahatlıkla kilo verebilirsiniz.<br />
1. Yumurta: Protein dolu yumurtalar sayesinde kendinizi daha uzun süre tok hissedersiniz. Birçok üniversite tarafından aynı anda 30 obez ve şişman kadın üzerinde uygulanan araştırmada düşük kalorili meyve salatası ve iki dilim tostla beraber sütlü omlet yiyen kadınlar, simitle kahvaltı eden kadınlara göre gelecek 36 saat süresince daha az yemek yedi.</p>
<p>2. Fasulye: Safra kesesinin kasılmasına sebep olan hormon, kolesistokinin’i hiç duymamış olabilirsiniz ancak bu hormon en iyi kilo verdiricilerden birisidir. Bu hazmettirici hormon doğal bir iştah kesicidir. Yüksek lifli fasülyeler ayrıca kolestrolünüzü de düşürür.</p>
<p>3. Salata: Penn Devlet Üniversitesi’nde 42 kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre düşük kalorili salata yiyenler, istedikleri kadar hamur işi yemeleri serbest bırakılsa bile çok az tüketebiliyorlar. Araştırmacılara göre buradaki sır sizi tıka basa yemekten alı koyan salatanın saflık derecesi.</p>
<p>4. Yeşil Çay: Kilo verdirici içerik kafein değil. Kateçin adlı verilen antioksidanlar yağ yakımını ve metabolizmayı hızlandırıyor.</p>
<p>5. Armut: Orta büyüklükteki bir armut sizi tok tutmaya yeter ve artar. Elma tok tutma konusunda ikinci sırada. Her iki meyvede de kan şekeri seviyesini düşüren ve öğün arası abur cubur yemenizi engelleyen pektin lifi var<br />
6. Çorba:Bir kase tavuk çorbası bir parça tavuk kadar doyurucu ve tok tutucudur. Purdue Üniversitesi’ndeki araştırmacılar en basit çorbanın bile beyindeki açlık hissini tatmin ettiğini ve tokluk hissi verdiğini söylüyor.7. Yağsız et: Temel animoasitlerden birisi olan ve içerisinde süt ürünleri, balık ve et kadar protein barındıran Lösin, daha az yemenizi sağlar.</p>
<p>8. Zeytin yağı: Ekstra ham zeytin yağı sayesinde orta yaş kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Kalori yakmanıza yardımcı olur.</p>
<p>9. Greyfurt: 2006 senesinde Amerika’da yapılan bir araştırmada her öğünden önce yarım greyfurt yemek ya da günde iç defa greyfurt suyu içmek insanlara 3 ayda 3kilodan fazla kaybettirdi.</p>
<p>10. Tarçın: Öğleden sonra ani şeker düşüşü yaşamamak için kahvaltıda yulaf ezmesinin üzerine tarçın serpmeniz ya da tam tahıllı tostta kullanmanız aynı zamanda insülin artışını da önler.<br />
Günde bir çeyrek çay kaşığı tarçın kan şekerini, kolestrolü düşürür.<br />
11. Sirke: Mükemmel bir tok tutucudur. İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre sirkeye batırılmış ekmek yiyen kişiler, normal ekmek yiyen kişilere göre kendilerini daha tok hissetti.</p>
<p>12. Soya peyniri: Doyurmak için çok ufak gözükse de soya peyniri fazlaca iş görüyor. Yemekten önce soya peyniri yerseniz, daha az yiyebilirsiniz.</p>
<p>13. Ceviz: Şişmanlatıcı olsalar da öğünler arası ceviz atıştıran kişiler, diğerlerine göre daha ince oluyor.</p>
<p>14. Yüksek lifli mısır gevreği: Araştırmalar kahvaltıda bir kase yiyerek iştahınızı azaltabileceğinizi gösteriyor.</p>
<p>15. Acı kırmızı biber: Düzenli olarak acı biber yemeniz size kilo kaybettirir. Japonların yaptığı bir araştırmaya göre kahvaltıda normal kahvaltı yiyecekleri yanında kırmızı biber de yiyen kadınlar (örneğin kırmızı biberli omlet) öğle yemeğinde normalden daha az yedi. Sihirli içerik iştah kesici kapsaisin olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/kilo-aldirmayan-besinler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yağ Yakan Formül</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/yag-yakan-formul/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/yag-yakan-formul/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 11:44:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakan besinler]]></category>
		<category><![CDATA[Yağ Yakan Formül]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakan yiyecekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=808</guid>
		<description><![CDATA[Bayanlar, vücudunuzun herhangi bir bölgesinde oluşan yağlanmalar ile ilgili sıkıntılar çekiyor ve bu yağlanmalardan kurtulmak anlamında önemli adımlar atmak istiyorsanız, sizler için hazırladığım makalemi dikkatli bir şekilde okumalısınız. Makalemde yer alan bilgileri takip ettiğiniz andan itibaren, yağ yakıcı etkili formül ile yağlanmalarınızdan rahatlıkla kurtulabileceksiniz. Demir eksikliği nedenleri: Beslenme yoluyla yeteri kadar demir içeren gıdalara yer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/yag_yakan_formul.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/yag_yakan_formul.jpg" alt="" title="yag_yakan_formul" width="560" height="373" class="alignnone size-full wp-image-809" /></a></p>
<p>Bayanlar, vücudunuzun herhangi bir bölgesinde oluşan yağlanmalar ile ilgili sıkıntılar çekiyor ve bu yağlanmalardan kurtulmak anlamında önemli adımlar atmak istiyorsanız, sizler için hazırladığım makalemi dikkatli bir şekilde okumalısınız. Makalemde yer alan bilgileri takip ettiğiniz andan itibaren, yağ yakıcı etkili formül ile yağlanmalarınızdan rahatlıkla kurtulabileceksiniz. </p>
<p>Demir eksikliği nedenleri: Beslenme yoluyla yeteri kadar demir içeren gıdalara yer verilmemesi, adet kanamaları, sık doğum, kanamaya neden olan hastalıklar, vejeteryan beslenme demir eksikliği nedenleri olarak sayılabilir.</p>
<p>Demir eksikliği belirtileri: Ciltte görülen solukluk, halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı baş ağrısı, çarpıntı, hafıza ve dikkat azalması, dudak çatlamaları görülür. Demir eksikliği saç dökülmesine de neden olabilir.</p>
<p>Kadınlar ve Hamilelikte demir yetersizliği daha fazla görülmektedir. Kansızlık her yaşta oldukça yaygın rastlanılan bir durumdur. Kadınların demir minerali ihtiyaçları erkeklerden daha fazladır. Henüz kansızlık derecesine ulaşmamış demir yetersizliği bile kadınların zihinsel kapasitesini olumsuz etkilediği yapılan bir araştırmada tespit edilmiştir. Hamile kadınların demire olan ihtiyaçları daha da artar.</p>
<p>Demir azlığı bebekte ve annede sorunlara yol açabilir. Ayrıca ilerki yaşlarda çocuğun zekasını olumsuz etkileyebilir. Hamilelik döneminde sadece beslenmeyle gerekli demir gereksinimini karşılamak zordur. Bu yüzden doktorlar demir takviyesi önerirler.</p>
<p>Çocuklarda demir eksikliği ??tahsızlık, zayıf hafıza, zeka düzeyinde gerilik, dikkatini toparlayamama, motivasyon zorlu?u, düşük kilo, bağışıklık sisteminin zayıflaması, huzursuzluk gibi sorunlara sebeb olur.</p>
<p>Bebeklerde anne sütünün yeteri kadar alınamaması ve de ek gıdaya geçtikten sonra demir içeren besinlerle gerektiği kadar beslenilmemesi bu soruna neden olur. Ayrıca 1 yağından önce inek sütüne bağlanması da demir yetersizliğine yol açar.</p>
<p>Demir içeren besinler: Et, pekmez, yumurta, soya fasulyesi, kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeleri demir içeren gıdalar arasında sayabiliriz. Çay demirin emilimini azaltacağı için birlikte alınmamalıdır. C vitamini ise demirin emilimini artırır.</p>
<p>Demir yetersizliği tedavisi: Demir içeren ilaçlar verilir. Sürekli kanamaya neden olan bir rahatsızlık varsa ona yönelik de tedavi yapılır. Ancak demir kullanımında dikkatli olmak gerekmektedir. Fazla miktarda alınan demir vücutta birikebilir ve de ciddi sorunlara yol açabilir. Örneğin karaciğerde birikmesi sonucunda siroza neden olabilir. Bu yüzden demir yetersizliğine bağlı aneminin tedavisinde doktorun önerdiği süreye ve doza mutlaka dikkat edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/yag-yakan-formul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Basenler nasıl eritilir?</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/basenler-nasil-eritilir/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/basenler-nasil-eritilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 11:20:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik Moda]]></category>
		<category><![CDATA[basen eritme]]></category>
		<category><![CDATA[basen eritme yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[basenler]]></category>
		<category><![CDATA[Basenler nasıl eritilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=805</guid>
		<description><![CDATA[Basenler nasıl eritilir? Basen eritme yöntemleri nelerdir? Basen nasıl düzleştirilir, Basen düzleştirme yöntemleri nelerdir? Bayanlar, basen bölgesinde meydana gelen yağlanma ile oluşan kötü görünümlerden etkili çözüm yöntemleri ile kurtulabilir ve daha çekici basen bölgesine sahip olabilirsiniz. Bayanların fiziksel anlamda iyi gözükmesinin ana etkenlerinden olan basenler, mutlaka tam olarak seviyede kalmalı ve yağlanma durumuna karşı önlemler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/basenleri_eritme_yontemleri.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/basenleri_eritme_yontemleri.jpg" alt="" title="basenleri_eritme_yontemleri" width="269" height="317" class="alignnone size-full wp-image-806" /></a></p>
<p>Basenler nasıl eritilir? Basen eritme yöntemleri nelerdir? Basen nasıl düzleştirilir, Basen düzleştirme yöntemleri nelerdir?</p>
<p>Bayanlar, basen bölgesinde meydana gelen yağlanma ile oluşan kötü görünümlerden etkili çözüm yöntemleri ile kurtulabilir ve daha çekici basen bölgesine sahip olabilirsiniz. Bayanların fiziksel anlamda iyi gözükmesinin ana etkenlerinden olan basenler, mutlaka tam olarak seviyede kalmalı ve yağlanma durumuna karşı önlemler alınmalıdır. Bende basen bölgemdeki yağlanmalar konusunda sıkıntı çekiyorum diyorsanız, sizler için hazırladığım makalemi okumalısınız. </p>
<p>Üst İç Bacak Kasları İçin Egzersiz Hareketi:</p>
<p>        Sol tarafınızın üzerine yatın, sol kolunuzu uzatıp, başınızı onun üzerine yerleştirin.<br />
        Sağ bacağınızı fotoğraftaki gibi, sol bacağınızın üzerinden geçirip, dizden kırın.<br />
        Sağ ayağınızı sol kalçanızın önüne yerleştirip, tabanınızın yerde olmasını sağlayın.<br />
        Sol ayağınızı dümdüz tutarak, yerden mümkün olduğu kadar yukarı kaldırın.<br />
        On kez tekrarlayın, sonra yön değiştirin. Egzersizden en iyi sonucu alabilmek için, egzersiz sırasında karnınızı içeri çekin.<br />
        Böylece karın kaslarınız da çalışmış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/basenler-nasil-eritilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşük Nedenleri Ve Belirtileri</title>
		<link>http://www.kadinaozgu.com/dusuk-nedenleri-ve-belirtileri/</link>
		<comments>http://www.kadinaozgu.com/dusuk-nedenleri-ve-belirtileri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 11:13:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[abortus]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜĞÜN KOMPLİKASYONLARI]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[düşük belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜK NEDEN OLUR]]></category>
		<category><![CDATA[düşük sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erken düşük]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte düşük]]></category>
		<category><![CDATA[Geç düşük]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte düşük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinaozgu.com/?p=802</guid>
		<description><![CDATA[Düşük sebepleri, Düşük olmasının nedenleri, Düşük neden olur? Bayanlar, gebelik dönemi içerisinde başımıza gelebilen rahatsızlıklar arasında yer alan düşükler, bu dönem içerisinde oluşmasını istediğimiz en son etkenlerdendirler. Peki bu dönemde meydana gelen düşükler hangi etkenlerin neticesi olarak ortaya çıkar ve bu konu ile ilgili neler yapılabilir? Gelin bu konu hakkında uzmanlar tarafından hazırlanan bilgilere birlikte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/dusuk_sebepleri.jpg"><img src="http://www.kadinaozgu.com/wp-content/uploads/2012/01/dusuk_sebepleri.jpg" alt="" title="dusuk_sebepleri" width="490" height="300" class="alignnone size-full wp-image-803" /></a></p>
<p>Düşük sebepleri, Düşük olmasının nedenleri, Düşük neden olur?</p>
<p>Bayanlar, gebelik dönemi içerisinde başımıza gelebilen rahatsızlıklar arasında yer alan düşükler, bu dönem içerisinde oluşmasını istediğimiz en son etkenlerdendirler. Peki bu dönemde meydana gelen düşükler hangi etkenlerin neticesi olarak ortaya çıkar ve bu konu ile ilgili neler yapılabilir? Gelin bu konu hakkında uzmanlar tarafından hazırlanan bilgilere birlikte bakalım…</p>
<p>Düşük Genel Bilgiler</p>
<p>Bebek sahibi olmak isteyip de adet kanaması geciken bir kadının ilk aklına gelen olasılık doğal olarak hamile olduğudur. Büyük bir heyecan ile jinekoloğuna giden ya da eczaneden aldığı testi yaptıktan sonra gerçekten hamile olduğu haberini almak çiftin hayatlarindaki önemli anlardan birisidir. Bu mutluluk doğum gerçekleşip de aileye yeni bir birey katılmasıyla birlikte başka bir boyut kazanır.</p>
<p>Çiftlerin bir kısmı ise ilk sevinci takiben büyük bir hayal kırıklığı ile yüzyüze kalırlar. Bu hayal kırıklığının adı bebeğin kaybı ile sonuçlanan DÜŞÜK’dür.</p>
<p>Düşük, bir kadının hayatında yaşadığı psikolojik açıdan en şiddetli travmalardan birisidir. Konu hakkında yeterli bilgi sahibi olunmaması durumunda travmanın şiddetinin daha fazla olacağı açıktır. Oysa olayın nedenleri ve gelecekteki çocuk sahibi olma potansiyeleri hakkında bilgi sahbi olan bir kadın durumu çok daha kolay atlatacaktır.</p>
<p>TANIMLAR:</p>
<p>Teknik olarak düşük ya da bilimsel adı ile abortus, yirminci gebelik haftasından ya da bebek 500 gram ağırlığa ulaşmadan önce gebeliğin herhangi bir nedenle sonlanmasıdır. Düşüğün değişik türleri vadır:</p>
<p>Erken düşük: Gebeliğin ilk 12 haftasında ortaya çıkan düşükleri tanımlar</p>
<p>Geç düşük: Gebeliğin 12-20. haftaları arasında yaşanan düşükleri tanımlar</p>
<p>Spontan abortus: Dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan gebelik ürününün rahim dışına atılmasıdır. Bu makalede düşük sözcüğü spontan abortus yerine kullanılacaktır.</p>
<p>Abortus imminens: Düşük tehdidi. Gebeliğin ilk yarısında vajinal kanama varlığında düşük tehdidinden söz edilir. Kahverengi bir akıntıdan parlak kırmızıya kadar değişik şekillerde olabilir. Beraberinde kramp tarzında ağrı olabilir.</p>
<p>Abortus insipiens: Kaçınılmaz düşük. Kanama ile birlikte ağrı ve en önemlisi rahim ağzında açılma olması durumudur. Rahim ağzında açılma olduğunda düşüğün grçekleşmemesi neredeyse olanaksızdır. tanı konulduğunda kürtaj ile gebeliğin kontrollü bir şekilde sonlandırılması gerekir.</p>
<p>Komplet abortus: Spontan abortusun türlerinden biridir. Komplet abortus durumunda gebeliğe ait dokuların hepsi kanama ve rahim kasılmaları ile birlikte vücut dışına atılır. Rahim içinde gebeliğe ait hiçbir doku kalmaz. Altı haftadan küçük erken gebeliklerde rahim içindeki doku hacmi az olduğundan genelde bu gebeliklerde ortaya çıkan düşükler kendiliğinden dışarıdan herhangi bir müdahale gerektirmeden sonlanırlar. Vücudun kendi savunma mekanizmaları olayı tamamen halleder. Tanı vajinal ultrasonografide rahim içi boşluğunda doku görülmemesi ile konur. Bazı doktorlar komplet abortus olduğunu düşünseler bile her hastada kürtaj ayaarak içeride parça kalmadığından emin olmayı tercih edebilirler.</p>
<p>İnkomplet abortus: Düşüğün tam olarak gerçekleşmemesidir. Kanama ile birlikte gebelik ile ilgili dokuların bir kısmı atılır ancak önemli bir kısmı rahim içinde kalır. Altı haftadan büyük gebeliklerde düşük sonrası içeride parça kalma olasılığı yüksek olduğundan her hastada kürtaj yapılarak parça kalmadığından emin olunması gerekir.</p>
<p>Boş gebelik (blighted ovum): Halk arasında su gebeliği olarak da adlandırılan bu durumda gebelik kesesini oluşturan zar ve plasenta oluşurken bu yapıların içinde bir bebek bulunmaz.</p>
<p>Missed abortus: Embryonun canlılığını kaybetmesine rağmen olayın bir kanama ve düşük ile sonuçlanmaması durumunda missed abortusdan söz edilir. Gebelik ürününün uzun süre atılmadan kalması durumunda anne adayının hayatını tehdit edebilecek komplikasyonlar gelişebileceğinden son derece önemli bir durumdur.</p>
<p>Elektif abortus: Herhangi bir komplikasyon olmamasına karşın anne adayının ve baba adayının rızası ile gebeliğin sonlandırılmasıdır. Ülkemizde bu işlemin yasal sınırı 10. gebelik haftasıdır.</p>
<p>Biyokimyasal gebelik: Gebeliğin başlangıcı anneden gelen yumurta hücresi ile babadan gelen sperm hücresinin birleşmesidir. Bu aşamadan sonra döllenen yumurta bölünerek içerdiği hücrelerin sayısı çoğalmaya başlar. Oluşan yeni canlının içerdiği hücreler sayıca artıp, embryo adı verilen oluşumun hacmi büyürken tüp içerisinde ilerleyerek rahime doğru yolculuk eder. Balastokist aşamasına gelindiğinde artık embryo rahim içine ulaşmıştır ve human koriyonik gonadotropin (hCG) adı verilen gebeliğe özgü hormon salgılanmaya başlar. Gebelik ilerlemeye devam ettikçe bu hormonun kandaki ve dolayısıyla idrardaki miktarları artar. İdrarda saptanabilmesi için kan düzeylerinin yüksek değerlere ulaşması gerekir. Genelde idrarda saptanacak düzeye ulaştığında kadının beklediği adet kanaması da gecikmiştir. hCG düzeyi genelde 500-1000 IU/mL miktarına ulaştığında gebelik kesesi vajinal ultrasonografi ile görülebilir. Bu durumda gebelik artık “klinik gebelik” olarak adlandırılır. Bazı durumlarda ise henüz bir adet gecikmesi olmadan, 1-2 gün kala kanda yapılan gebelik testi ile hCG düzeyindeki artış saptanabilir. Ancak herhangi bir nedenle gebelik canlılığını yitirdiğinde bazen adet kanamasında herhangibir gecikme olmadan ya da 1-2 gunluk gecikme sonrası kanama ile gebelik sonlanır. Böyle bir durumda biyokimyasal gebelikten söz edilir. Yani gebelik kanda yapılan incelemeler ile saptanmış ancak klinik olarak saptanabilecek aşamaya gelemeden sonlanmıştır.</p>
<p>Habitüel abortus: Tekrarlayan düşükler. Ardarda 3 ya da daha fazla gebeliğin düşük ile sonuçlanması durumunda tekrarlayan düşüklerden söz edilir.</p>
<p>Septik Abortus (Kriminal abortus): Abortusun enfeksiyon ile komplike olmasıdır.En sık yasal olmayan şekilde uygunsuz kişi ve cisimler ile bebeği düşürmek için yapılan girişimlerden sonra görülür. Anne ölümlerinin önde gelen bir nedenidir.</p>
<p>DÜŞÜK NE SIKLIKTA OLUR?</p>
<p>Bilimsel çalışmalarda rapor edilen düşük sıklığı %15-25 arasındadır. Yani klinik olarak fark edilen -adet gecikmesi sonrası ultrason ile görülebilen- gebeliklerin %15-25′i düşükle sonuçlanır. Bir başka deyişle hamile kalan her 4-6 kadından birisi o hamileliğinde düşük olayı yaşayacaktır.</p>
<p>Öte yandan klinik olarak saptanamayan gebelikleri de yani biyokimyasal gebelikleri de dahil ettiğimizde bu oran %50-65′e çıkar.</p>
<p>Gebelik ilerledikçe düşük olma olasılığı da giderek azalmaktadır. Döllenme sonucu oluşan gebeliklerin yarısı daha rahim dokusu içine yerleşmeden ya da çok erken dönemde düşük ile sonuçlanır.</p>
<p>Düşüklerin %80′inden fazlası ilk trimester içinde yani ilk 13 haftada meydana gelir. Risk ilk 8 haftada en yüksek değerdedir, gebelik 8. haftayı geçtikten sonra düşük şansı giderek azalmaktadır.</p>
<p>Görüldüğü gibi düşük çok sık karşılaşılan bir durum olup nadir görülen bir olay değildir.</p>
<p>DÜŞÜĞÜN BELİRTİLERİ:</p>
<p>Düşüğün en önemli belirtisi kanamadır. Kanama olmadan düşük olmaz. Bunun tek istisnası missed abortustur ve tesadüfen ultrason incelemesinde saptanır. Kanama ile bereber diğer belirtler ise ağrı ve doku pasajıdır. Vajinadan, kanla birlikte doku gelmesi tanısaldır. Ancak burada doku ile kan pıhtısı arasındaki ayrımın dikkatli, yapılması gerekir. Eğer mümkünse düşürülen parçalar muayeneye giderken birlikte götürülmelidir.</p>
<p>Tipik olarak şiddeti giderek artan ağrılar olur. Büyük parçaların rahim dışına atılması ile birlikte ağrı da azalarak kaybolur.</p>
<p>DÜŞÜK TANISI:</p>
<p>Düşük tanısı klinik muayene ve ultrason incelemesi ile konur.</p>
<p>DÜŞÜK YAPAN HASTAYA YAKLAŞIM:</p>
<p>Hamile bir kadında görülen vajinal kanama acil değerlendirmeyi gerektirir. Hastadan detaylı bir öykü alınarak gebelik yaşı hesap edilmeye çalışılır. Beraberinde ağrı ve parça düşme öyküsü araştırılır. Kan basıncı ve nabız gibi hayati belirtileri kaydedildikten sonra muayene edilerek kanamanın miktarı, rahim içinden gelip gelmediği, serviskte açıklık olup olmadığı ve vajina içinde gebeliğe ait parça bulunup bulunmadığı araştırılır. Ultrason incelemesi ile bebeğe ait kalp atımlarının varlığı kontrol edilir. Düşük tanısına ulaşıldıktan sonra hastanın durumuna göre kürtaj yapılıp yapılmayacağına karar verilir.</p>
<p>Kanama varlığında ayırıcı tanı çok önemlidir. Dış gebelik ve mol gebelik gibi anormal gebeliklerin varlığında da benzeri yakınma ve bulguların olabileceği akılda tutulmalı ve uyanık olunmalıdır.</p>
<p>Bazen tam olmayan düşük ya da kürtaj sonrası içeride kalan ufak parçaların atılmasını kolaylştırmak ya da kanamayı azaltmak amacıyla rahim kasılmasını sağlayan ilaçlar verilebilir.</p>
<p>DÜŞÜĞÜN KOMPLİKASYONLARI VAR MIDIR?</p>
<p>Tüm tıbbi durumlarda olduğu gibi düşük olgularında da bazı istenmeyen olaylarla karşılaşılabilir. Sevindirici olan düşüğe bağlı komplikasyon riskinin son derece az olmasıdır.</p>
<p>Düşüğe bağlı en önemli komplikasyonlar kanama ve enfeksiyondur. Düşük sırasında kanama çok hızlı ve fazla miktarda olabilir. Gebelik yaşı ne kadar ileri ise kanama miktarının da o oranda fazla olması beklenir. Benzer şekilde tam olmayan düşüklerde de içeride kalan parçalar nedeni ile fazla kanama görülebilir.</p>
<p>Kanamanın aşırı olması ve geç müdahale edilmesi durumunda hayatı tehdit edebilecek ciddi sorunlar (şok gibi) görülebilir. Kanamanın bir diğer komplikasyonu da anemidir. Fazla kanama varlığında damar yolu açılarak sıvı hatta bazı durumlarda kan verilmesi gerekebilir.</p>
<p>Enfeksiyon açısından ise en büyük risk içeride parça kalmasıdır. Canlılığını yitiren dokular bakterilerin üremesi için ideal ortam yaratır. Rahim bu parçaları atmaya çalışırken oluşan kasılmalar şiddetli kasık ağrısı olarak algılanır. Genelde parça düştükten sonra ağrı azalır yada kaybolur.</p>
<p>Enfeksiyon ciddi bir komplikasyondur. Özellikle kendi kendine düşük yapmak amacıyla vajina içine yabancı cisim sokan kadınlarda ortaya çıkan sepsis (kan enfksiyonu) ülkemizdeki anne ölümlerinin en önemli sebeplerinden birisidir. İçeride parça kaldığından şüphe edilen durumlarda mutlaka antbiyotik tedavisi yapılmalıdır.</p>
<p>Düşük nedeni ile kürtaj yapılmasını gerektiren durumlarda kürtaja ait komplikasyon risklerinin hepsi geçerli olur.</p>
<p>DÜŞÜK NEDEN OLUR?</p>
<p>Erken dönemde embryoya ait nedenler düşüklerin %80-90′ını oluşturur. Bunlar arasında en önemli neden o bebeğe ait kromozomal anomalilerdir. Erken dönem düşüklerin yarısından fazlasında bebeğe ait kromozom anomalileri saptanmaktadır.</p>
<p>Döllenme gerçekleşip yeni bir canlının temelleri atıldığında cinsiyeti de dahil olmak üzere onun tüm genetik yapısı da bellidir. Döllenmiş embryodaki genetik bilginin yarısı anneden yarısı da babadan gelir. Döllenme sırasında bu bilgiler birleşerek yeni bir canlıyı oluşturur. Kromozomlar genetik yapıyı taşıyan oluşumlardır.</p>
<p>İnsanlarda 46 tane yani 23 çift kromozom vardır. Bu 46 kromozomun 23 tanesi anneden 23 tanesi de babadan gelir. İnsan vucudunda bulunan trilyonlarca hücrenin 2 türü hariç hepsi aslında aynı kromozom yapısına sahiptir. Sadece erkekteki sperm ve kadındaki yumurta hücresinde 46 değil 23 tane kromozom bulunur. Bu sayede döllenme olup da yeni bir canlı oluştuğunda yine 46 kromozoma sahip olacaktır.</p>
<p>Bazen kötü bir şans ya da şanssızlık sonucu döllenme sırasında anneden ve babadan gelen kromozomların birleşmesi olması gerektiği gibi gerçekleşmez. Bu durumda kromozomların taşıdığı bilgilerden bazıları kaybolabilir ya da olması gerektiğinden fazlaca tekrarlayabilir. Bazen de sorun birleşme sırasında değil de yumurta ya da sperm üretimi sırasında görülebilir. Yumurta ya da sperm hücreleri rastlantısal bir hata sonucu eksik ya da fazla bilgi içerebilir. Böyle bir durumda ise döllenme sonrasında gelişen embryoda da fazla ya da eksik bilgi olacaktır.</p>
<p>Bazı durumlarda olması gerekenden farklı olan bilgi yani kromozomların varlığında döllenme olsa dahi ilk planda oluşan embryo bölünüp çoğlamaz ve gebelik daha ortaya çıkmadan sonlanır. Bu durumu tüp bebek yöntemleri dışında herhangi bir şekilde gösterebilmek olanaksızdır.</p>
<p>Bazen eksik ya da fazla olan bilgi hayatın ilk dönemleri için gerekli değildir. Bu gibi bir durum söz konusu olduğunda bebek gelişimini normal olarak sürdürür. Bozuk olan bilgiye gerek duyulduğunda ise eğer bu bilgi yaşam için gerekli ise bebek canlılığını kaybeder ve gebelik bir düşük ile sonuçlanır.</p>
<p>Düşüklerin en önemli nedeni olan kromozom anomalileri ailevi geçiş göstermezler ve tamamen şans eseri rastlantısal olarak ortaya çıkarlar.</p>
<p>Kromozomal düşüklerin altında doğanın ve canlı türlerinin neslini koruma dürtüsü yatar. Üremenin amacı neslin devamını sağlayacak sağlıklı bireyler şeklinde çoğalmaktır. Oysa organizmanın üreme girişimleri her zaman başarılı olmaz. Tam tersine çoğu zaman üreme sistemi hatalı bireyler üretir. Ancak doğa burada da gücünü gösterir ve yaşama ve üreme potansiyeli son derece düşük olan bu bireylerin daha doğmadan elimine edilmesini sağlar. İşte bu nedenle döllenme sonrası oluşan bireylerin yarısından fazlası dünyaya gelme şansı bulmadan sonsuzlukta kaybolurlar.</p>
<p>Gerçekçi bakmak gerekirse düşük aslında çok fazla üzülmeyi gerektiren bir yaşam deneyimi değildir. Doğanın bebeğinizin sağlıklı ve sorunsuz olması için harcadığı büyük çabanın sadece küçük bir parçasıdır.</p>
<p>Diğer düşük nedenleri arasında gebeliğin erken dönemlerinde kullanılan ilaçlar, radyasyon ya da benzeri çevresel faktörler sayılabilir.</p>
<p>Diğer nedenler ise genelde tekrarlayan düşüklerin ardında yatan neden olabilir.</p>
<p>%3 olguda anne ya da babada bulunan bir genetik anomali tekrarlayan düşüklerin altında yatan sebeptir. Öte yandan rahimde şekil bozuklukları ya da bazı bağışıklık sistemi hastalıkları da değişik mekanizmalarla düşüğe neden olmaktadırlar.</p>
<p>Genel olarak bakacak olursak düşük nedenleri şunlardır:</p>
<p>Embryoya ait kromozom anomalisi<br />
Çoğul gebelikler<br />
Teratojenik ya da mutajenik etkiler (ilaç, radyasyon vb.)<br />
Genetik ( anne ya da babaya ait genetik bir bozukluk)<br />
Üreme sistemindeki yapısal anomaliler<br />
Doğumsal uterin anomaliler (septum vb)<br />
Myomlar<br />
Servikal yetmezlik<br />
Annede görülen akut durumlar<br />
Korpus luteum yetmezliği<br />
Aktif enfeksiyonlar (rubella, sitomegalovirus, Listeria, Toksoplazma gibi)<br />
Yüksek ateş<br />
Asherman sendromu<br />
Annede görülen kronik hastalıklar<br />
Polikistik over hastalığı<br />
Kontrolsüz şeker hastalığı<br />
Böbrek hastalığı<br />
Sistemik lupus (SLE)<br />
Tiroid hastalıkları<br />
Şiddetli hipertansiyon<br />
Antifosfolipid sendromu<br />
Dış faktörler:<br />
Sigara<br />
Alkol<br />
Uyuşturucu<br />
Yüksek doz kafein</p>
<p>Yaş düşükte önemli bir faktör müdür?</p>
<p>Bu sorunun cevabı kesinlikle EVETtir. Artan kadın yaşıyla birlikte üretilen yumurtaların kalitesinde de azalma görülür. Bunun anlamı yumurtaların genetik yapısındaki bozulmadır. Bu bozulma sonucunda oluşan embryoda kromozom bozukluğu görülme olasılığı artar. Örneğin 20 yaşında bir kadın hamile kaldığında bunun düşükle sonuçlanma olasılığı %13 iken 42 yaşından sonra bu oran %50′ye çıkar.</p>
<p>Düşüğün tekrarlama olasılığı nedir?</p>
<p>Olguların çok büyük bir kısmında altta yatan neden sadece o gebelik ile ilgili olduğundan tekrarlayan düşüklerin görülme olasılığı çok yüksek değildir.Yapılan istatistikler her 36 kadından birinin iki kere arka arkaya sadece tesadüfen düşük yapabileceğini göstermektedir.</p>
<p>Düşük sonrası kürtaj gerekli midir?</p>
<p>Evet çoğu zaman düşüğü takiben bir kürtaj yaparak içeride parça kalıp kalmadığından emin olmak yararlı olur. İçeride kalan parçalar kanamaya neden olabileceği gibi enfeksiyon için de uygun zemin hazırlar. Nadiren tam bir düşük varlığında, kanama kesilmişse ve utrasonda içeride parça kaldığını düşündüren bulgular yoksa kütaj yapılmadan takip edilebilir.</p>
<p>Düşük sonrası kanama ne kadar sürer?</p>
<p>Kanama miktarı azalarak 7-10 gün kadar sürebilir. Kürtaj yapılmışsa genelde 3-4 gün içinde kesilir. 10 günden uzun sürmesi durumunda yeniden değerlendirme gerekli olur. Bazı durumlarda kürtajı takibe hiç kanama olmayabilir. Kanama varlığında kötü bir kokusunun olmaması önemlidir. Koku varlığı rahim içi bir enfeksiyonu düşündürür.</p>
<p>Düşük sonrası ne zaman adet görülür?</p>
<p>Bir sonraki adet kanamanız 4-6 hafta sonra olacaktır. Hamilelik öncesi adetlerin düzensiz olması durumunda ilk periyod daha geç olabilir.</p>
<p>Kan uyuşmazlığı varlığında ek önlem gerekir mi?</p>
<p>Altı haftadan küçük gebeliklerde ek bir tedavi gerekmez. Daha büyük gebeliklerde ise bebeğin Rh (+) olması durumunda annede bağışıklık sistemini uyarabilecek kadar kırmızı kan hücresi teması olabilir. Düşük olan bebeğin kan grubunu saptamak mümkün olmayacağı için bu tür durumlarda anti-D yapılması gerekir. Gebeliğin 13 haftadan büyük olduğu durumlarda tıpkı doğumda olduğu gibi ilk 72 saat içinde 300 mikrogram anti-D yapılırken, 13 haftadan küçük gebeliklerde 50 mikrogram yapılması yeterlidir.</p>
<p>Yeniden denemeye ne zaman başlanabilir?</p>
<p>Bazı çiftler düşük sonrası hemen yeni bir bebek için denemeye başlamaya karar verirken, bazıları da bu kaybın yarattığı psikolojik travmayı atlatmak için zamana gereksinim duyarlar. Bu olayda doğru karar yoktur. Yeniden deneme zamanına karar verirken tek etken sizin duygularınızdır.</p>
<p>Genelde önerilen, düşük sonrası ilk adet kanamanızı gördükten eğer isterseniz yeniden denemeye başlamaktır. İki gebelik arasında en az bir adet kanaması geçmeyen durumlarda takip eden gebelikteki düşük riskinin bir miktar arttığına dair bulgular olmakla birlikte düşük sonrası adet görmeden hemen hamile kalsanız da endişelenmenize gerek yoktur. Sağlıklı bir bebeğin doğumuyla sonuçlanan pekçok hamileliğin bu şekilde başladığını aklınızdan çıkarmayın. Kendinizi ruhsal olarak hazır hissettiğiniz anda eşinizle birlikte olabilirsiniz. Enfeksiyon riski nedeni ile kanamanın devam ettiği süre içinde cinsel ilişki önerilmez. Hemen yeni bir hamileliği düşünmüyorsanız jinekoloğunuzla uygun korunma yöntemleri hakkında konuşmalısınız.</p>
<p>Bir sonraki hamilelikte şansı arttırmak için yapılabilecek birşeyler var mı?</p>
<p>Bu sorunun cevabı hem evet hem de hayır. Hayır, çünkü belirttiğimiz gibi düşüklerin önemli bir kısmında ne yazık ki yapılabilecek hiçbir şey yok. Evet, çünkü alacağınız basit önlemler ve genel sağlığınıza göstereceğiniz özen başarılı bir gebeliğin en önemli anahtarıdır. İdeal kilonuza ulaşmak, sigara ve alkolü bırakmak gibi genel önlemler hem üreme sağlığınız hem de ilerideki hamilelikleriniz için yararlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinaozgu.com/dusuk-nedenleri-ve-belirtileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

